Dişte Çürük İnanışlar
 

 Diş bakımında ‘şehir efsaneleri’ ve kulaktan dolma bilgiler bakımından hayli zenginiz! Dişleri çizer diye macun kullanmayanlar, daha iyi temizler diye en sert diş fırçasını arayıp bulanlar, dişleri kanadı diye sevinenler, ‘çürükler kalıtsaldır, çarpık dişler doğuştandır’ deyip kabullenenler...

Dr. Ahmet Mihmanlı, ağız ve diş sağlığı konusunda yaptığımız hataları ve topluma yerleşmiş yanlış inanışları anlattı:

>Sert diş fırçası daha iyi temizler

“-İyi fırçalamak; sertliğiyle değil, fırçalama tekniğiyle ilgilidir. Genellikle orta sertlikte diş fırçaları kullanılır. Sert fırçalar dişleri aşındırabilir, yumuşak fırçalar temizlemeyebilir...”

> Sert fırçalamak daha iyi temizler.

“-Sert fırçalamak; temizlemek yerine, ‘fırça çürüğü’ dediğimiz aşınmalara neden olur. Dişlerin mine tabakası aşındığı için, alttaki sarı tabaka ortaya çıkar ve daha sarı gözükür...”

> Macunu fazla kullanmak çizer...
“-Dişlerin mine tabakasının çizilmesi; macunun fazla kullanılmasıyla ilgili değil, kullanılan macunun granüllerinin büyüklüğü ile ilgilidir. Macun ‘mercimek tanesi’ kadar olmalı...”

> Karbonat ve tuz dişleri beyazlatır...
“-Bu maddeler iri granüllü olduğu için dişin mine tabakalarını çizer. Bunun sonucunda; dişin parlaklığı gider ve yediğimiz besinlerle, dişler daha kısa zamanda renkleşmeye başlar...”

Ne Zaman Fırçalanmalı?

> Macun ve fırça ıslatılmalı

“-Diş fırçası, fırçalamaya başlamadan önce ıslatılmamalıdır. Çünkü; fırça kılları ıslatılınca, sertliğini kaybeder. Macunun köpürmesi için de yeterli sıvı ağızda mevcuttur...”

> Dişler kahvaltıdan önce fırçalanır...

“-Dişler günde en az iki kez, kahvaltıdan sonra ve yatmadan önce fırçalanmalı. ”

> Diş etlerinin kanaması iyidir...

“-Diş fırçalarken görülen kanamalar, diş eti iltihabının belirtilerinden biridir. Vakit geçirmeden bir diş hekimine başvurmak gerekir...”

> Ağrıyınca dişin üzerine alkol ve aspirin konulur mu?.

“-Alkol ve alkol içerikli maddelerin uygulanması diş etlerinde ‘alkol-aspirin yanığı’ denilen komplikasyonlara sebep olur. Yani alkolün faydası değil zararı vardır. Tütün, tuz vb. maddelerin de ağrı kesici özellikleri yoktur...”

> En iyisi çürüğü çekip kurtulmak...

“-Çürük diş için mümkün olan her türlü tedavi uygulanmalı. Çünkü ne fonksiyon ne de estetik yönünden hiçbir protez kendi dişinizden daha iyi olamaz...”

> Her hamilelik ağızdan bir diş götürür...

“-Her hamilelikte diş kaybının gerçekleşmesi söz konusu değildir. Ağız bakımının tam yapılmaması, çürüklerin varlığı ve diş eti hastalıklarının ilerlemesi durumunda diş kayıpları görülür.”

Diş ipi doğru kullanılmalı

> Yaklaşık 50 cm uzunluğunda diş ipini alarak her iki elinizin orta parmaklarına, aralarında 5 cm boşluk kalacak şekilde fazla sıkı olmayacak şekilde dolayın.> Baş ve işaret parmaklarınızla diş ipini gerginleştirerek, yavaşça dişlerinizin arasına geçirin. Bu arada diş ipini koparmamaya ve diş etlerini zedelememeye dikkat edin.> Diş ipini ‘C’ şeklinde eğerek dişlerinizi kavrayacak şekilde diş aralarında aşağıya ve yukarıya doğru yavaşça gezdirin; diş eti çizgisinin altını da temizleyin.> Her bir dişe geçtiğinizde parmağınıza doladığınız diş ipinden yeni bir bölüm kullanın.

  HABERDE ÖNDER 22.12.2008- 22:47:39

 

 Hipertansiyon, Ölümcül Tehlike Oluşturabilir

 

Dört yetişkinden birinde rastlanan hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları ve böbrek yetmezliği için büyük risk oluşturuyor Uzmanlar, kötü sonuçların önlenmesinde ilaç tedavisi önerdi.Türkiye'de erişkin nüfusun yaklaşık dörtte birini etkileyen hipertansiyon hastalığı, özellikle 50 yaşın üzerindeki yetişkinler için büyük tehdit oluşturuyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Özgür Ulaş Özdoğan, "Yapılan bilimsel araştırmalar da her dört erişkin bireyden birinde yüksek tansiyon saptandığına işaret ediyor" dedi. Dr. Özgür Ulaş Özdoğan, kan basıncının 140/90 veya üzerinde olması durumunda dikkat edilmesini isteyerek, "Yüksek tansiyon, kalp damar hastalıklarının neredeyse tamamı ve böbrek yetmezliği için önemli bir risk faktörüdür. Tansiyonun uzun zaman normal değerinin üzerinde seyretmesi, başlıca dört organa geri dönüşümü olmayan hasar verir. Bunlar kalp ve damarlar, beyin, böbrekler ve gözdür" diye konuştu.

Belirti vermiyor

Halk arasında 'Yüksek tansiyon' olarak adlandırılan hipertansiyonun belirtilerinin anlamanın güç olabildiğini dile getiren Özdoğan, hipertansiyonun çoğu kimsede hiç belirti vermeden yıllarca devam edebileceğini kaydetti. Belirti vermeyen ancak çok yüksek ve risk taşıyan hipertansiyon vakalarına sıklıkla rastlandığını ifade eden Özdoğan, bu vakaların küçük bir kısmında ilk zamanlarda bazı belirtilerin baş gösterdiğini ifade ederek şunları söyledi: "Belli belirsiz, tekdüze seyreden baş ağrısı, baş dönmesi nöbetleri ve zaman zaman nükseden burun kanamaları gibi belirtilerin yüksek tansiyonun habercisidir. Ancak bu belirtiler çoğu zaman hipertansiyonun ilerlediği ve yüksek sınırlara ulaştığı noktada ortaya çıkıyor. Yüksek tansiyonun erken teşhisi ve tedavi edilmesi bu dört organda meydana gelecek hasarları en aza indirger. Yüksek tansiyonun vücuda verdiği zararların başında kalp krizini tetiklenmesi geliyor."

Tedavi yöntemi

Kalp damarlarında tıkanık ve böbrek yetmezliklerinin de ortaya çıktığını dile getiren Özdoğan, "Her yaş için ideal tansiyon 120/80'ken, yüksek tansiyon için üst sınır 139/89'dur. Bu değerin üzerindeki tansiyon değerleri hafif ve orta, şiddetli olmak üzere üçe ayrılır. Yüksek tansiyonun tedavisinde yaşam tarzı değişikliği yani, tuz kısıtlaması, fiziksel egzersizin arttırılması, gerekiyorsa vücut ağırlığının azaltılması ve kullanılıyorsa sigaranın bırakılması şart. Yüksek tansiyonun neden olabileceği felç, kalp yetmezliği, böbrek fonksiyonlarının kötüleşmesi gibi istenmeyen kötü sonuçların önlenmesinde ilaç tedavisi oldukça etkili. Hipertansiyon için doğru tanının konulabilmesi kan basıncının tekrar tekrar ölçülmesine bağlı" şeklinde konuştu.

 

  HABERDE ÖNDER 22.12.2008- 22:47:39